7 Eylül 2015 Pazartesi

sevim koş ortalık zekaküpü kaynıyor!!

Selamlar. Biraz daralma yazısı bu.. Özellikle sosyal medyada birden fazla gördüğüm notlar üzerine bir yazı..Darılmaca gücenmece yok. İlla darılıp güceneceksen sevgili okur, keyfin bilir... Bizde faşizm yok! Ölmemi dileme yeter :)

Bir zamanlar aynı masada oturmuşluğumuz, hoşbeşimiz olan insanlardan dem vuracağım biraz. Hani dünyaya bambaşka pencerelerden bakmamıza rağmen saç baş yolma yoluna gitmeden sabır gösterebildiğimiz arkadaşlarımızdan, bizim gibi düşünmese de asgari müştereklerde anlaşabildiğimiz tanıdıklarımızdan, hani tartışma anında kırıcı kelime sarf etmemek için itina gösterdiklerimizden vs.
Yok yok, bu 90'larda çocuk olma, 80'lerde genç olma yazısı da değil üstelik.
Tersten cesur olma, daha çok tırt olma yazısı
Şöyle ki...

İti iti dövdürmek!
Açıklaması şu... evde veya ofiste oturduğu konforlu koltuğunun, döner sandalyesinin üstünden, klavyeye elini uzatıp, o narin parmak uçlarıyla tuşlara basan CESUR YÜREKLİ KAHRAMAN ŞANLI ONURLU VATAN SEVDALISI mikimmel kişilik: Koparın lan şunun kafasını, a.. koduğumun çocukları, lan bunların hepsi itin d...., geberin gidin, ya sevin ya terk edin, bi s... olup gidin, hepinizin allah belasını versin, diri diri yakacaksın bunları, gebersin, gebertin, gebertelimciler gibi sizin de fark ettiğiniz üzere fiil çekimlerinde özellikle gramatik olarak çok başarılı, yazım üslubuna hakim, distopya savaşçılarından bahsediyorum. Masada sohbete tutuşsan seni anlama yoluna gidecek, senin de onu dinlemeye değer bulacağın insanlardan. Yok yok, azılı kafatasçı değil bunların hiçbiri, faşizme karşı omuz omuza jet hızıyla birleşebileceğin ama'cılar daha çok. Bir hümanizm anlayışı var ama koşullara bağlı olanlardan. Hah bir de, bak bu çok iyi... Enternasyonalistler var bunlar arasında...Kumbara enternasyonalistleri, beynelmilel'i güzel film olarak kabul edip, kızdıklarında sakaryadan çıkan misaki milliciler.
Hepsinin tükürüğü bilgisayar ekranını, hadi az özelleştirsen telefon ekranına yetiyor. Gerçek bir politik tartışma yapmayalı on yıllar, sığ olarak yapmaya başlayalı aylar olmuş sosyal medya dışavurumcuları. He he evet sen de haklısın, bak ne de güzel söylüyor sırt sıvazlayıcıları. Ya benim gibi olacaksınlar ya da olmayacaksıncılar  yani. Eskinin yorgun demokratlarıydılar, şimdidin koşullu demokratları. Yani kafasını koparmaktan dem vururken, hey dude! hadi git de kopar o kara kafasını diyesin geçer ya içinden hani, onlar işte.

Bağlıyorum...
Diyeceğin varsa küfürlü nefretli dövmeli işemeli insanın yüzüne de. İçinde şiddet ve nefret içeren haykırışların varsa eğer bunu seni duyamayan elini uzatsa tokadını yiyemediğin, ama paylaşım yaptığında beğeni beklediğin sosyal medya arkadaşlarına yapma.
Hepimizin çığrından çıktığı, çok öfkelendiğimiz, bir yere kadar sabır göstersek de sınırlarımızın zorlandığı anlar oldu. Benim de oldu ne yalan söyliyim. Çok kıymet verdiğim insanları listemden çıkardım, beni de listemden çıkarmalarını talep ettim. Ama listemden çıkardığım kimsenin a.. koymak istemedim veya kafalarını kopartmak veya gidip savaşsınlar gebersinler falan demedim.

Şimdi kuru bağnazlığına eşdeğer kuru cesaretinle sosyalmedya kahramanlığı yapma. Burada bağırma. Savaş diyorsan git savaş derler adama. Benim içim rahat, barış  diyorum, barış için yürüyorum, barış eylemlerine gidiyorum, kimseyi dövmüyorum, kimsenin ölmesini dilemiyorum, hatta konforlu koltuğumdan oturup tuşlara basıp barışın yazıyorum.
Konforlu koltuğundan oturup barış yazarsın şukela, savaş yazamazsın ama.
Barışı yazdığınla da kazanırsın şukela, savaş için adı üstünde savaşmak lazım. Yaşasın şehit aileleriymiş. Gurur duyuluyormuş. Ocağa düşen ateşten bi haber, on dakikalık duyarlılıklarıyla şehitler ölümsüzmüşmüş. Anasına sormak lazım demiş birisi, ne de güzel demiş. Abileri dinledik, babaları dinledik, buradaki yapmacık öfke patlamalarındaki sığ cümleleri kurmadı onlar.
Sen onu vatan savunması mı sanıyorsun şukela. Ölen çocukların anaları haykırdı, duymadın mı. Cenazeler yüce devlet erkanı tarafından terk edildi. Gariban askerin katledildiği bugünkü manzarayı büyükşehirin ortahalli mahallesinden vatan savunması olarak mı görüyorsun? Adam gününde açıklama yapıyor 400 verseydiniz olmayacaktı diye. Hani sağırsın, dilsizsin, okuma da mı bilmezsin ya?

Yazık
İnsan olamayan hatta insandan medet ummayan nefret dolu çocuklar yetişecek bu ülkede
Sonra bugün ölen onca insan yanınıza kar kalacak
Sonra sorduklarında vatansever geçinecekseniz ve eğer bugüne kadar olduğu gibi vatan sizin gibiyse eğer kendi kayıtlarınıza da belki öyle geçeceksiniz. İsimlerinizle değil ama cahilliğinizle övünecek yarınlar ve öyle boş yere yaşayıp yiteceksiniz. Öküz gibi, robot gibi, çimen gibi püsürden...hangisini beğenirsen.

Ama belki de öyle olmaz, barış kazanır ve gerçekten bu kana susamışlık bir son bulur. İnsanlar derin bir nefes alır ve onlarla tanışma fırsatı bulursun. Asker ocaklarına cenazeler gitmez, analar ağlamaz, hem de senin tanımadığın analar, sürgündeki analar da ağalamaz ve sen bunu ama'sız olarak kabul edersin. Belki yalnızca kendine yakın olarak gördüğün ve aslında bugüne kadar kendini sana anlatamamış bir dostun seninle rahatlıkla konuşma fırsatı bulur, belki yalnızca kendini inkar ettiği için kabul ettiğinden başka kürt arkadaşın olur. Halk mücadelesini anlarsın, savaşı da ve devlet zulmune, devlet terörüne başeğmemeyi öğrenirsin. Öğretirsin.
İçine doğduğun şey için şükür edemezsin, bir şeyleri hep daha iyiye taşımak için çabalamalısın dersin çocuğuna.
Erkek olduğu için şanslı, Türk olduğu için haklı, sunni olduğu için cenneti ilan etmezsin ona. Sonra sevmeyi öğrenir ve savaş dünyanın neresinden gelirse gelsin ona dur der çocuk. O çocuklar kalabalık oldu mu işte... Belki sen bugün düşündüklerini hatırlayıp utanırsın ve hiçbir şey için henüz geç kalmamışsındır belki.

veya biz gidelim, yarın onlar da gitsinler, öbür gün öbürleri de ve en son ötekiler de gittiler mi... sen kalanlar içinden bir başka öteki çıkaracak kadar beceriklisindir... bunu unutma



12 Ağustos 2015 Çarşamba

9 crimes


2015'e kısa bakış, sonra gözümüzü tekrar yumarız dert değil

Sene başından beri mümkün olduğunca önemli olayları buraya gününde kaydetmeye çalıştım...
İşte 2015 yılında özellikle Türkiye'de kısmi olarak da dünya genelinde yaşananlar şöyle;

7 Ocak Topkapı da Çeçen uyruklu intihar bombacısı yakalandı
7 Ocak Charlie Hebdo ve Paris saldırılarında 11 kişi hayatını kaybetti
25 Ocak Yunanistan seçimlerini Çipras kazanarak başbakan oldu
11 Şubat Mersin Tarsus da Özgecan Aslan münibus şöförü ve akrabalarınca tecavüze uğrayıp katledildi
14 Şubat'tan sonra Özgecan Aslan katliamı üzerine ülke genelinde idam tartışmaları tekrar hız kazandı
17 Şubat Nuh Köklü Kadıköy'de arkadaşlarıyla kartopu oynarken, kar cama geldiği bahanesiyle esnaf Serkan Azizoğlu tarafından bıçaklanarak öldürüldü.
18 Şubat İç güvenlik yasasının tartışılması, polis devleti, mecliste kavga ve 5 muhalif parti vekilinin hastanelik olması ile sonlandı
19 Şubat Hatay'da 19 yaşındaki A.Ş. 12 yaşındaki kızı dövüp jiletle yaraladıktan sonra zorla bindirdiği münübüste tecavüz etmek istedi
19 Şubat Şahin Koçar isimli zat, içki içtikten sonra, eve gelmeyen sevgilisini, otomobilyle ezerek öldürdü. Hüsne Aslan olay yerinde öldü.
19 Şubat Üsküdar Çengelköy'de 17 yıllık eşini bıçakla öldürdükten sonra parçalara ayırarak çöpe attığı iddia edilen 43 yaşındaki şizofren Tahir K. gözaltına alındı
19 Şubat Antalya Kepez Anadolu lisesinde, taciz timi kuruldu
31Mart, elektrik kesintisi ve Berkin Elvan Savcısna yapılan DHKPC operasyonu, herkesin ölmesi ile sonuçlandı.

tam bu aralarda kusma hissi gelmiş olmalı ki yazmayı not almayı bırakmışım... sonra seçim süreci ve heyecanıyla olsa gerek tekrar başladığımı tahmin ediyorum...

5 Haziran HDP diyarbakır mitinginde bombalı saldırı yapıldı
7 Haziran seçimlerinde HDPnin barajı aştı, AKP %39 seviyelerinde kaldı
8 Haziran Yalçın Akdoğan, HDP bundan sonra çözüm sürecinin ancak filmini yapar açıklamasında bulundu
26 Haziran Amerika'da Eşcinsel evlilik yüksek mahkeme tarafından onandı
28 Haziran Onur yürüşüyüne İstanbul'da polis saldırdı
02 Temmuz MHP oy kullanmayarak AKPyi meclis başkanı yaptırdı
5 Temmuz Yunanistan referandumunda ödeme koşullarına %61 hayır çıktı
20 Temmuz Suruçta 31 kişi (sgdf) işid canlı bombası tarafından katledildi
22 Temmuz 2 polis evlerinde öldürüldü
23 Temmuz Kilis sınırında İşid TSK ile çatıştı
24 Temmuz İncirlik üssü açıldı, Amerika ile mutabakat sağlandı
24 Temmuz İşid'i vurmak üzere kalkan F16'lar Kandil'i bombalanmaya başladı
24 Temmuz Günay Özaslan kaldığı evde infaz edildi
26 Temmuz Barış yürüyüşü iptal edildi
6 Ağustos John Steward son Daily Show programını yaptı
11 Ağustos Barış Aybek PKK tarafından öldürüldü
7 yaşındaki Baran Çağlı Cizre'de öldürüldü
2 Eylül, Aylan'ın cesedi bodruma vurdu
4 Eylül Cizre'de sokağa çıkma yasağı başladı
6 Eylül Hürriyet binası eli sopalılar tarafından basıldı
12 Eylül Cizre'de sokağa çıkma yasağı kaldırıldı
13 Eylül Nokta dergisine baskın yapıldı
18 Eylül, kız arkadaşını arabayla sürükleyip üzerinden geçen Şahin Koçar'a iyi hal indirimi yapıldı
23 Eylül Bodrum'da sel oldu
24 Eylül Hac'da 752 kişi hayatını kaybetti/katledildi
25 Eylül, Ovacık Belediyesinin iletişim kablolarına sabotaj yapıldı ve tüm bağlantısı kesildi
27 Eylül Katalonya seçimlerinde bağımsızlık taraftarları galip geldi.
28 Eylül Nasa, Mars'ta su bulduğunu açıkladı
1 Ekim Ahmet Hakan saldırıya uğradı
1 Ekim Ankara'da bir otobüs durağa girip 12 kişiyi öldürdü
10 Ekim Katliamı Ankara 128 kişi öldü
12 Ekim Diyarbakır Sur'da 9 yaşında Helin, 3 kurşunla öldürüldü
12 Ekim Levent Kırca vefat etti
25 Ekim Dilek Doğan evinde polis tarafından öldürüldü
27 Ekim İpek Koza Holdinge el konuldu
28 Ekim Bugün Gazetesine Kayyum atandı
1 Kasım Erken seçimleri yapıldı
2 Kasım bok gibi bir sabaha uyandık
11 Kasım, Silvan'da sokağa çıkma yasağının 9.gününde havadan  helikopterle operasyon yapıldı
13 Kasım Paris saldırısında 140 kişi hayatını kaybetti
15 Kasım Fransa İşide havadan sadırdı
24 Kasım 64. kabine kuruldu
24 Kasım Rus uçağı düşürüldü
26 Kasım Can Dündar ve Erdem Gül tutuklandı
28 Kasım Diyarbakır'ın Sur ilçesinde Tahir Elçi suikaste kurban gitti - katledildi

Gerisini yazmadım, yazamadım artık...

Bugün yıl 2016, yalnızca rakamlar değişiyor, niteliksel olarak kötülük olduğu gibi yerli yerinde. Biz eksilmeye devam ederken onlar artmaya güçlenmeye devam ediyorlar.

Sol yanını kaybetmiyor insanlık, aynı zamanda insanlığını kaybediyor bir taraf, çok taraf.

Çığlık çığlığa yaşanan bariz katliamların çağında, biz sessizliğimizin içinde boğuluyoruz. Ölen ölür tabii ki, ardında en yakınında kalan bile sonsuza kadar ölmez onunla, biliyoruz. Ama biz bir başka dünya insanının yaşadığı bir film karesi gibi izliyoruz yaşananları.

Ortalama şahitliklere bakarak diyebiliriz ki en geç 50 yıl içinde tekrardan ve kati suretle etnik temizlik yapmış bir ülkenin halkı olacağız hatta tüm dünya ve yerel basının gözü önünde, bilginin her yere ulaştığı bir dönemde, yani 2015 yılında başlayan 2016 yılında devam eden, yalnızca ve özellikle bir bölge insanına yönelik, bir bölgeyi tamamen insandan arındırmaya yönelik faşist bir rejimin-ablukanın-diktatörlüğün-vs her neyse adı işte tarihine-yaşanmışlığına şahit olacağız. Başkasının veya bizden önceki nesillerin hikayesi de olmayacak. Direkt olarak hepimizi ilgilendiren, hepimizi susturan, iki günlük konsantrasyonu aşamayan bir sürecin bireyleri olacağız.

Evet gördük, faşist bir diktatör ve kurmaylarıyla geldiler-gittiler, o bölgede yaşayan herkesi katlettiler, sürdüler...

Peki tam bu arada siz ne yaptığınız diye soran kimse olmazsa hala, şanslıyız...

Ama eğer olur da 50 yılı bulmazsa aydınlık, o zaman her birimiz  ismimizi utanç diye değiştiririz artık

İyi yıllar


















28 Temmuz 2015 Salı

hepimiz kardeşiz...

sanırım ki eylem tarihinin en eski sloganlarından biridir..
en çok da ortadoğulu olanların, yani kardeş olup da katli vacip olanların tarihinde yer edinmiştir..
hepimiz kardeşiz şiarı.. kadim halklar şiarı.. ya hep beraber ya hiçbirimizler falan..
tipik mezopotamya hikayesi işte. medeniyetlerin beşiği..göz gördüğünce medeniyetsiz ve cahil ve fakir..
işte herkes kendi tarihi kadar hakimdir sanırım olaya.. 
ortadoğulu olmak bir şey olamamakla tamlaştırılmamak arasında bir yerde sıkışmış kalmış..
eminim ki dolu hikayesi vardır bu tamlaşmamanın..
bir de dışarıdan düşmana hiç ihtiyaç duymadan kendi kendini düşmanlaştırabilen kadim halklardır bunlar... ki burası çok ilginç.. zamanla kendi uydurduğu yalana inanıp onun için 'şehit' olacak dilden konuşurlar.
söze geldi mi mangalda kül bırakmayan kardeşlik beyanları ip üstündedir yani.. pamuk ipliği.. hani artık dışarıdan ithal ettiğimizden olacak o pamuk ipliğini.. o derece esneksiz ve kırılmaya parçalanmaya müsait..

umudum,
bugün hiçbir milletin önüne yüce sıfatını koymadan her millete karşı eşit mesafede durmayı bireysel olarak algılayabildiğimiz de..(bunu şimdiye kadar hiç denemedik) birbirimizi anlayabileceğiz
ve dün yüce diye bahsettiğimiz her milletin aslında başka bir millete kıyasla yüce ilan edildiğinin farkına varırsak eğer.. içine doğduğumuz şey için fanatiklik yapmaktan vazgeçip. değiştirebileceğiz şeyler için savaşmayı tercih edebiliriz..

şehit kanlarıyla şehit nidalarıyla nefretin körüklendiği.. ölü sayılarının birbirine çarptırıldığı günler son bulsun artık
vatanın bölünmez bütünlüğü şiarıyla parçalara ayrılan dağıtılan ailelerin tekrar bir araya geldiği.. insanların, halkların bölünmez bütün olarak bir arada yaşama sloganının öne çıktığı günler gelsin artık..
insanları sevmekten belli nedenlerle vazgeçen herkesin güzel duyguları hatırlaması.. empati yapması.. başkalarını tanıması dinlemesi barış diye bağırması dileğiyle..

artık kimse ölmesin istiyoruz ve hem de hiçbir ama'mız olmadan..


8 Temmuz 2015 Çarşamba

bir ada macerası.. ölümden dönüş :D

Bazı korkuları olan, bunları söylemekten gocunmayan, yürekliyim-korkusuzum-anasını bile satarım havaları atmayan biriyim.
Korkularıyla barışık olmanın tam karşılığıyım ama üstüne gidersen korkun geçer tezini çok kez alaşağı etmişliğim de var.
O yüzden şimdi hiç artizlik yapmadan konuya geçiyorum..

Pazar günü tekneyle açıldık. Evet tekneyle açıldığın yerin büyük okyanus, hint okyanusu, missisipi, kızıl deniz olması hiiiiç fark etmez çünkü bir kaşık suda boğulmak gibi bir deyimi olan milletin çocuklarıyız biz.
Yo yo yanlış anlaşılmasın benim gıdım kadar su fobim yok.
Benim tabiri caizse üstüne bindiğim metale karşı olan tuhaf bir ön yargım, hayat deneyimim, birikimim var ve evet bununla ilgili bugüne kadar olmadığı gibi bu günden sonra da kimsenin empatisini sempatisini beklemiyorum.
Üstüne bindiğim metal burada, yat tekne gemi vapur sal kayık gibi su toplu  taşıması mealinde..
Olayım şu: üstüne bindiğim o metal ne kadar büyürse ölüm riski o kadar artar.
Senaryom: Alabora olmakta olan metal taşıt beni içinde bulunduğum su birikintisinin ta derinlerine çekecek ben öyle bok yoluna geberip gideceğim..

Fenerbahçe'den bindik tekneye, sevdiğimiz arkadaşlarımız yanımızda.. ama bu asla öleceksek birlikte ölelim kafası falan da değil. Sanki savaştayız falan sanki bir şeye karşı mücadele ediyoruz falan halları kimse benden beklemesin. Havada ve suda Everyman for himself'im ben. Doğruya doğru.
Açıldık engin denizlere. Şarkı sözü oldu mu romantik bir havası var tabii ama çeşitli hayvan canlılarıyla dolu olan pislik abidesi marmara'da romantizm hak getire..
All is Lost'daki Robert Redford olmadığıma göre, çini mürekkebinden pusula yapmam, can yeleğinden bot, poşetten tuzlu su arıtım sistemi falan hep ütopik şeyler..

Dediler ki en sakin yer Kaşık Adası.  Demir atalım dediler attık. Soyunun dediler, soyunduk. Yüzelim dediler, yüzdüm ki buradaki 1. tekil şahıs çekimi lütfen dikkatiniz çeksin. Yahu teknenin üstünden bakıyorum deniz anası membası. Yaşım olmuş kırka az kala, o kadar film kısmi belgesel izlemişliğimiz var.. Tamam benim aklımda belgesellerden ziyade Hitchcock tarzı korku filmleri kalmış olabilir. O devasa deniz anaları ki.. yolun yarısı boyunca kendilerine ahtapot dediğim de doğrudur, insan vücuduna nasıl yılışıkça yapıştığını, elektrik çarpmasından kuş gibi titrek vücudumun alacağı hasarı falan hesaplayıp durdum.
Şimdi oraya kadar gelmişken denize girmemek de olmaz. 'arkadaş' 'sevgili' falan hepsine güvenim tam. Atlayıp zıplıyorum, bir yandan da soruyorum 'ahanda şöyle yüzeceğim orada yaratık var mı, bak böyle gidiyorum bu yol temiz mi.. gibilerinden.
Hasarsız belasız çıktım tekneye. Sohbet muhabbet yeme içme falan derken, dedik akşam yemeğini de Burgaz'da yapalım.
Alkol bu tabii. Tüm sırların düşmanı.
Birinci kadehler bitmeden daha masada bir sessizlik havası. İtiraf com'dan hallice.
Bunlar eşek kadar bir medüzün(denizanası) yanında yüzdüğümü itiraf ettiler. Medüz kelimesi de Medusa'dan geliyormuş başıma gelebilecekleri siz hayal edin.
Ölsem gitsem nolacak diye soruyorum, nasıl uyarmazsınız diye isyan ediyorum ama neredeee.. Yok onlar beni panikletmemek için konuşmamış. Biraz kaderin cilvesine bırakmışlar beni, biraz da 'o zaten seni görünce korkup kaçar' kafasına.
Lan sonra açtım baktım. Denizanalarının beyni yokmuş.Nereye kaçacak. Beni bir sevgili dost belleyip belime sarılabilirdi.
Ha sonra ilke neden öldü diye isyan edilir, ağlaşılır tabii. Bok yoluna giden niyazi de niyaziliğiyle kalır yazık.
Evet bana yazık.
Neyse kendim için baya üzüldüm. Ama birilerinin sevdiği kuluyum ki bu birileri kesinlikle eşim dostum değil üstlerine alınmasınlar. Büyük bir risk atlattım dostlar.

Şimdi işte hayata daha bir sıkı sarılmanın, kelebeklerle dans,kuşlarla şarkı söylemenin tam vakti :D
Ha bir de bir daha vahşi doğaya çıktığımda en başından olması gerektiği gibi everyman for himself'den başka ilke tanımam haberiniz ola.
Sonra o aslan beni neden yedi, o eşek beni neden tepti, yok bir kaşık suda boğulduk da sesin çıkmadı isyanları falan istemem :D

Komikli şakalı öperim :D

Not: Memeli -Primat arası güneş gözlüklü bir canlı formunun teknemize yakın bir yerde beşermesi ve minnak botunun içinde tuhaf modlara girmesi de bir o kadar riskliydi :D
Not2:Tüm toplu taşımalara metal dememe takılmayın, oyarım!

Alın bazı bazı resimler size :)))







2 Temmuz 2015 Perşembe

Velev ki ibneyiz, Ali ile Ramazan'ız size ne!

Homofobi nedir?

Biz küçükken televizyonlarda erkeklerin kadınlarla öpüştüğünü gördüğümüz için erkekleri seven kadınlar olmadık veya kadınları seven erkekler..

Anlatmak istediğim, bugün iki erkeğin öpüştüğünü veya iki kadının seviştiğini görmekle kimse cinsel tercihini değiştirmez korkmayın
Aşık olmak, zamanla öğrenilen gelişen bir duygu değil, hayvan gibi içgüdüsel bir gerzekliktir merak etmeyin..

O yüzden kalkıp bir erkeğin başka bir erkeğe aşık olmasının altında bir hastalık, iyileştirilebilir bir durum aramak yalnızca homofobinin nasıl bir tedaviye ihtiyaç  duyduğunun işaretidir ve günümüz toplumu bunu böyle algılamasa da, bir gün tarihe aynen böyle geçecektir, rahat olun.

Sanırım ki zamanında Amerika'da siyahilere karşı üçüncü sınıf insan, hatta insan olmayan muamelisi yapan o ırkçı beyaz faşistlerin tarihe böyle geçecekleriyle ilgili bir fikirleri yoktu
Hatta 2. Dünya savaşında Yahudi zulmune katılmış, destek olmuş, dışardan izlemişlerin de

Tarih bazen hızlı bazen yavaş ama sonunda kesinlikle hesaplaşmasını yapıyor

Çünkü aynen dedikleri gibi
'Biz varız ve her yerdeyiz'

Başka bir bireysel  tepki de, özellikle heteroseksüel erkeklerin denk geldikleri tüm geylerin kendilerine bir şekilde yavşaması hikayesi var..
Merak etmeyin, mesela ben heteroseksüel bir kadın olarak, gittiğim ortamlarda, yürüdüğüm sokaklarda çok sayısız sözlü taciz, yavşaklık tecrübe etmeme rağmen genel heteroseksüel erkek popülasyonuyla ilgili bir yavşak çıkarımında bulunmuyorum.
Yani eşcinsel bir erkeğin, eşcinsel olmayan bir erkeğin popusunu elleme hadisesi yalnızca onun edepsizliğidir, bir eşcinsel genellemesi değil..

Dışardan ahkam kesme meselesi
Evet yakın birinin başına gelse !! (başına gelme de artık neyse) işte o zaman ne yaparsın (aslında burada özellikle daha doğmamış çocuğuma vurgu yapılıyor) valla hem yeminle hem sözle çocuğun eşcinsel olsa veya yanlış cinsiyete doğsa, inanılmaz bir kaygı duyarım doğru.
Ancak kaygım onun sexi veya tercihiyle ilgili değil, kendi ekonomik durumumla ilgili olur (tamamen samimiyim), yalnızca onun hayatını zorlaştırmadan hayatını özgürce nasıl yaşayacağının kaygısıyla ona daha rahat bir hayat sağlamanın yollarını kovalarım.

Yani çocuğunuz eşcinsel olabilir.
Çünkü eşcinseller var
Çocuğunuzun kendi cinsine karşı olan eğilimi onu götürdüğünüz tüm o psiko... bilmemlerle değişecek bir şey değil, anca baskı altında tutabilirsiniz ve bu sonunda ortaya çıkacaktır, lütfen ters empati yapın  derim ben.
Yani kendi cinsine olan yöneliminden dolayı bir çocuğu tedavi etmeye çalışmanın tam ederi karşı cinse karşı olan yöneliminden dolayı bir çocuğu tedavi altına aldığın paralel evrendir..

Normal olan, normalim ben kafası
Vat dı fak is normal.. demek istemiyorum amaa..
Evet yani 50 yaşında kıçının kılı ağırdığı halde gidip 13 yaşında çocuğu kendine gelin ediyorsan veya 'gelin etme' hayaliyle yanıp  tutuşuyorsan anormalsin sen - yani 'hasta'
Veya şoförlüğünü yaptığın minübüste gencecik tek başına bir kız kalmışsa ve senin pipin, üzerine çullandığında onun ağlayıp çığlık atmasına rağmen hala erekte olabiliyorsa da bu durumda bir 'anormallik' var derim ben
Veya milletvekili veya yalnızca bir partilisin diye, arabanın arka koltuğunda engelli olan bir kıza sistematik olarak veya olmayarak yıllarca tecavüz ettinse veya bu olayı kendi gazetesinde meşrulaştıran köşe yazıları yazdınsa da sende bir 'anormallik' var olabilir mesela
Veya yurt müdürlüğünü yaptığın, öğretmeni olduğun çocuklarına falan, dünya barışı için gelmiş kızcağıza vs.. sonra akrabana, yengene, öz kızına, komşuna, sonra tanımadığına..
Veya çocuk pornoları izleyerek orgazm olabiliyorsan yalnızca, birinin canını yakmak tuhaf bir şekilde hoşuna gidiyorsa veya hayvanların kafalarını damacanayla falan ezebiliyorsan..
(devam etmiyorum tamam)

İki insan birbirini sevebilir..
Aşkın cinsiyeti yoktur.
Eğer var diye düşünüyorsan anormal de sensin!
Merak etme aynı yukarıda dediğim gibi şimdi öyle olmasa da, bir gün kabul edeceksin..
Şimdi olmasa da utançla yazılacaksın tarihe
Ha olmadı klu klux klan falan :D sene olmuş 2015.. ahanda dünya kıçıyla gülüyor ama bu da var meselesi..

-


Ali Ramazanı sevdi, Ramazan da Ali'yi*
Sana ne

Esma Ayşe'yi sevdi ... halbuki onların kitabını daha yazmadılar veya herhangi bir gazetenin 3. sayfasında küçük puntolarda katledilmişliklerinin hikayesini henüz okumadık diye, onlar yok değil

Bir vajinayla doğan İffet adını İrfan diye değiştirdi, 2 yıl boyunca hormon ilacı kullandı ve sonunda ameliyat oldu.. kendini hangi cinsiyette hissediyorsa öyle olmak için. Kendini içine doğduğu cinsiyete mahkum etmemek için... hani yalnızca kendi söz hakkı bulunduğu bedeni üzerinde söz sahibi oldu..

Ve bir penisle doğmuş olan Osman, o kıllı vücuduna rağmen, Menekşe olmayı seçti ve ameliyat olmadı belki istemediği için belki parası yetmediği için.. yani cinsiyetini değil yalnızca kıyafetlerini değiştirdi..  sana ne

Yıllarca kadınlarla filört etmiş, sevişmiş erkekler, ve erkeklerle sevişmiş kadınlar günün birinde hemcinsleriyle sevişmeye karar verdiklerinde bununla ilgili ahkam kesme hakkını kime kim verdi bilmiyorum

Veya hiç kimseyle sevişmek istemeyen biri
Veya kendini hem erkek hem kadın olarak hisseden İrfan veya İsmet veya Hatice
Cinsiyetini bir biçime bir kalıba sokmak istemeyen herhangi birini ezber dayatması heteroseksüel kadınlardan veya heteroseksüel erkeklerden daha aşağı daha düşük daha alay edici bulmak hangi 'teori'nin hangi 'beyin'in analizi merak ediyorum

Kendini doğru görme kompleksi, üstün olma, asil olma, yetkin olma, anlamsız bir bilgiçlik.

ŞUNU SEVECEKSİN! kafası yani. ONUNLA SEVİŞEMEZSİN zihniyeti. Belirleyicinin hakkını nereden aldığı bir muamma.
İçine doğduğun şeyin - seçme şansın olmadan fanatikliğini yapma meşruluğu
Yanlış bedene doğmuş olamazsın, çünkü her şey öyle mükemmel bir hesaplanmış ki, bu mucizeye karşı olmak kafirlik - cehennemde cayır cayır yanma öngörüsü

Mesela bazılarımız da;
Ömür boyunca bir bedenin içine hapsedilme duygusuna empati yapmaktan yoksun bu önyargı ile savaşmak isteyen insanların katledişlerinin filmlerini izleriz sonra
Sonradan kadın olduğu için Tro diye dalga geçeriz
Erkekle sevişen bir erkeğe ibne, bize adilik yapan kankamıza ibne deriz ne ala..
Sonra da adaletin bu dünya türküleri dinleyip ne kadar insancıl olduğumuzdan ne kadar dünya barışından dem vuran kelebeklere dönüşürüz
Dilimize kadar pelesenk olmuş bir ön yargı bir edepsizlik meselesini hiç görmeme şansımız da var tabii..
Sorunu küçümseme, görmezden gelme
Sorunu yalnızca bunlar sevişme peşinde ahlaksızlar diye dillendirme
Kadınları ve çocukları bile seks objesi yapmaktan çekinmeyen günümüz asillerinin lgbti bireylerine karşı böyle bir tavır takınmasını da anlamak lazım tabii

İnadına varız

-

Pek hoş

Bir LGBTİ onur yürüyüşünü de kazayla ve belayla geride bıraktık. Yine Gezi kapatıldı, yıllık tekerrüründen sıkılmadan bilmem kaçıncı defa.. yine biber gazı, plastik mermiler, polis cobları.. Yine valiliğin tutarsız açıklamaları, mantıksız bahaneler.. ve bunların hepsi 26 Haziran günü Amerika Yüksek Mahkemesinin tüm eyaletlerde Eşcinsel Evlilik Hakkının onaylanması gölgesinde..

Fotoğraf: 2012 - San Fransico

*Ali ile Ramazan /  Perihan Mağden  /  Kitap
Yıllar önce okumuştum ve çok etkilenmiştim,eğer şimdiye kadar okumadıysanız en yakın zamanda almanızı öneririm...

Sevgiler


9 Haziran 2015 Salı

benim meskenim meclistir meclis...

Demokrasiye olan aşkın ilanından sonra gelen, gelmek üzere olan ve içten geçirilen temenniler ve ama'lı cümleler çerçevesinde ortalama profil örneklemesi:

Kürt arkadaşım var (vuuu), hatta mecliste zaten dolu kürt var (yani mecliste kürt varsa kürtler temsil ediliyor kafası)  daha ne karıştırıyorlar, hepimiz kardeşiz...aşhfdhshdt (bitiriş; hepimiz türküz aslında)
Hristiyanlar da yaşayıp gidiyor işte, tüzel kişilik sahibi olmaya gerek yok, istihdam diye bağırmasınlar, o kadar türk gençliği var işsiz (lan bu hristiyanların hepsi zaten zengin değil mi!!?)
Hele o Yahudiler yok mu o Yahudiler..yaşasın Filistin diyorsan, İsrailliyi de kahredeceksin (İsrail devletinden nefret etmekle başlayıp, sohbet ilerledikçe cimri yahudi, paragöz yahudi, kaypak yahudi ile harmanlanması muhabbetin) - bazı bazı 'ekonomik tahliller' sonrasında, böyle aslında hitler'in de anlaşılması lazım gibi küçük sinyaller de verilebilir (yanlış anlaşılmasın çoğunlukla entellektüeller arasında) 
Eşcinseller yanımda öpüşmesinler (en iyi ihtimal) yani tamam  ibne demeyelim (iyimserim yine) ama yani böyle insanın gözüne de sokmasınlar /  ne bileyim öyle elele kolkola falan (tedavi görürlerse iyileşirler mi ? )
Ermeniler yaşayıp gidiyor, yüzyıl olmuş neye çomak sokuyosun hala, benim Ermeni komşum vardı (vuuu) Allah inandırsın seni çok da iyi biriydi (!!!!???) severdim kendini (hö?), (neticede Türküz hepimiz Türküz)
Bu Romanlar da tabii insanlar... ama bunların yerleşik bir kültürleri zaten yok (ama!!)..çok hırsızlar da (erdoğan o kadar hırsız diye fişlenmemiştir) yani Allaha yakın bana uzaktan severim. (kesin bilgi: bunlar hep Kürt kışkırtması)
Bak Lazlar da aynı şeyi istiyorlar mı? Lazların suçu ne? Onlar da insan değil mi? (finalde Lazlar da zaten Türkler)
Bu arada Türkiye'deki bütün etnik yapıların tek tek sayılıp, herkes kendi hakkını talep ederse olabilecek felaket senaryoları sıralanır ve sonra olmadığı için şükredilir ve zaten onlar da Türk kardeşlerimiz diyerek biten sohbetler (zatlar onore ediliyor burada)
Alevilerin, mumsöndü hakaretlerinin tabii ki böyle demokrat harika insanlar arasında asla yeri yoktur ama hakları tamamen ulusalcı olup olmamasına bağlı olarak savunulur
Mesela ben o kadar demokratım ki, her inanca eşit mesafedeyim. Lakin Ateist dernekleri de biraz aşırıya kaçmadı mı? Yani dinsizliği bu kadar ilan etmeye ne gerek vardı, inançsızlığını içinde tut kardeşim (ögh)?
Yahu tamam Dersim'de bir katliam olmuş (kelime kullanımında bir zorakilik) ama ya ihanet, ama üzerinden 70 yıl geçtiler - yeanii birileri yanlış politika izlenmiş olabilir ama (bu tamamen hükümete bağlı, asla sistematik değil!) ve o zamanki konjonktüre bakarsan eğer.. (tamam tamam sustum)
Kadınları da seviyoruz, özellikle bakire olmayan! kadınlarla! sevişmeyi çok seviyoruz, hatta bayılıyoruz ama evlenmeye karar verdiğimizde kimimiz için bekaret önemli, hatta biz erkeklere göre, erkeğin aldatması çok kötü bir şey ama aldatan kadın bir kıt daha kötü. Yahu tabii ki çalışsınlar, hepimiz eşitiz, ama yöneticim bir kadın olmasın be ağa.. zaten önümde sert fren yapan arabanın sürücüsü kesin kadındır ha..
Çoğu zaman kominist!! (aşhfdhsghgeht) diye hitap edebildiğim komünistlerden neden nefret ettiğimi hala tam olarak bilmesem de ve bunların tam olarak neyi savunduklarını anlamama rağmen, o sistemin imkansız olduğuna dair  tartışmasız bir inancım vardır ve bunlar acaba kendi aralarında kadınlarını paylaşırlar mı tartışmasını çok sığ bulurum ama, sen elindekini verecek misin fakire edebiyatıyla ya da kullandığın o son model fasofisoyu nasıl açıklıyorsundur benim bütün savım.
Ayrıca anayasal hukuka inanmak mı? Sakın ola bunu benimle tartışma!! Ama çocuklara tecavüz etmiş birinin idamıdır adil olan (bak mesela tarihte idam ede ede bitmiş tükenmiş dolu suçlar var, yeah!!)

Ve sayamadıklarım. tüm diğerleri için açılan küçük ama gizli parantezler. ufacık da olsa tereddütlü hallerimiz, savunma reflekslerimizdir biraz gerçek kılar bizi..

Yukarıdaki profilleme aslında genel çerçevede kendini sosyal demokrat-demokrat-akp karşıtı- olarak nitelendiren (uzantısı aşırılık olan) gizli önyargıların özetidir. Herhangi bir profil genel hatlarıyla yukarıdaki tüm başlıklara uymasa da, bir başlığa bile uymasıdır sorun ve bu sorunun-nefret söyleminin daha da büyüme ihtimali her zaman vardır (bunu pratikte çok yaşadık)

***

Yani

Barajı aştık, ağaçları kesenlere bu kadar tepki vermeyenlerin barajı yıkanlara kin kusmasını da anlayışla karşılamıyorum ama ölmelerini de istemem tabii :)
Kendi nefretleri içinde yaşasınlar bakalım.. ki benim dilememle onların ölmeyeceği, onların dilemesiyle benim barajın altında kalmayacağım da artık aşikar (ki onların dilemesiyle çok ölmüşlüğüm de var)

Ahmet Hakan'ın dediği gibi bu ebleh faşistlerin ezber cümlelerinden gına geldi.
Biz çok iyi biliriz ki, nefretin modası geçmez asla, fikir ne kadar küçükse satışı o kadar kolaydır. Biraz da o yüzden ülkelerin gelişmişi, gelişmemişine bakmaz faşizm. Kolaylıkla kök salar her coğrafyada.
Ama buna inat, kimileri de yeni umutlardan, birleştiricilikten, beraberlikten, barıştan bahseder ve sonuçta benim gibi insanlar der ki.. biz meclisi hiç bu kadar güzel görmedik be kardeşim..

Sonuç olarak,
Anadolu topraklarının gerçek sahibi olan halkların bir araya gelebilmesi ve birlikte barış içinde yaşayabilmesinin önü açılmıştır. Birileri istedikleri kadar ayrımcılık nidaları atsın.
Nefret etmeyi ezber bilmiş ve Türk'üm denildiği müddetçe birini sevmesi mümkün olan bir anlayışı asla kabul etmedik, bugünden sonra da etmeyeceğiz.
Ve tarihte olduğu gibi, tüm halkların kardeşçe yaşayabildiği, farklılıklarımızla varolduğumuz bir ülkedir hepimizin hayali.
Yani biz diyoruz ki, insanların kendi kimliklerini reddetmeden, kıssadan hisse kapmak için ufak hesaplar yapmadan, barış çığlıkları attıkları bir yarını özledik.
Diyarbakır'ın Aydın'a el uzattığı bir coğrafyada, hiçbir cümlenin önüne "ama" koymuyoruz. Senin hakkın bizim hakkımız anlayışı ile, kürt halkının çıkarlarını Türkiye'nin diğer halklarının çıkarlarının ne önüne ne gerisine koymuyoruz. Biz birlikte yaşamanın yollarını arıyoruz.
Ama sen buna rağmen yine de benden nefret etmeyi tercih ediyorsan, tabii ki sen bilirsin.

O zaman senin gözünden bitirelim bu yazıyı..

Şimdi biz bebek katilleri, ibneler ve ermeni dölleri
Yani biz gavuroğulları ve kızları, aklı kısa kadınlar
Kızılbaşların sözcüleri çingeneler süryani itleri allahsız inançlılar
hem kafirler ve kafir sanatçıların çocukları falan hep beraber meclisteyiz

Bö!

Öcüleriz yani öcüler..

Not: Hdp müşahitliğim boyunca bana her anlamda destek olan Chp'li görevlilere teşekkür ederim. Seçim çalışması boyunca ayrıştırıcı açıklama yapmayan Chp'lilere de. Kılıçtaroğlu'nun seçim akşamında yaptığı 'demokrasi kazanmıştır' açıklamasına da.
Ve bugün Demirtaş ve Şafak Pavey arasında geçen, beraber salladık.. konuşmasını izlemediyseniz bir izleyin, belki azcık gülümsersiniz.