2054: Çıkış Yok etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2054: Çıkış Yok etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Aralık 2014 Perşembe

yeni kitaplar ve distopyalar

ütopya ile distopya arasındaki temel fark geleceğe bakış açısıdır.

Labirent Serisi 3 kitaptan oluşuyor, aksiyon fantastik gizem ama temelde distopik. Gelecekte bir şey olmuş.. bu en başlarda bir sır ve genç çocuklar gözlerini bir asansörde açıyor. Kendileriyle ilgili hiçbir şey hatırlamadan, isimleri dahil. ve bu asansör onları bir labirente çıkartıyor. Veya labirentin tam ortasındaki boşlukta yaşamaya mahkumlar. Her ay 1 yeni çocuk katılır. Çaylak. Ve içeride bir sistem oluşmuş. Hayatta kalmaları lazım. Kimileri aşçı kimileri botanikten sorumlu kimileri koşucu. Sistemin en üstündekiler koşucular. Çünkü labilerente belli aralıklarla girmeye koşmaya labirentin planını çıkarmaya ve hayatta kalmaya mecburlar. Yani aynı zamanda akıllı, planlı, ve güçlü hafızalı olmalılar. Labirentin 8 kapısı sabahın erken saatinde açılıp, gün batımında aynı saatte kapanıyor. İşte koşabilme süreleri bununla kısıtlı. Labirentin  taştan duvarları kapandıktan sonra hem de her defasında labirent değişiyor ve ortaya insanları öldürmekle sorumlu canavarlar çıkıyor. Eğer kapılar kapandığında labirentin içindeysen hala asla geri dönemezsin.
Bu asıl olarak ilk kitabın, Ölümcül Kaçış'ın özetiydi. 
İkinci kitap Ateş Deneyleri, bu sefer macera kaldığı ters köşeden devam ediyor. Karanlık bir koridor boyunca yürümek zorunda kalanlar, güneş patlamasıyla yok olmaya gelmiş bir dünyaya çıkıyorlar. Daha da korkuncu ise kimseye güvenemeyecek kadar ihanete uğramış olmaları. Bunun üstüne Işıl hastalığı ve bu her bir kişiyi sancılı bir ölüme hatta deliliğe mahkum ediyor. Ancak oyun ikinci kitapta da bitmiyor. Çünkü belli ki yaratıcıların bir hesabı var. Bir şeyin peşindeler. Işıl hastalığının doğal yollarla engellenmeyeceği konusunda herkes hem fikir. En zengininden en fakirine herkes ölümle pençeleşirken hiçbir genetik/bilimsel açıklaması olmadan bu hastalığa bağışık olan bir kaç çocuğun açıklaması ne olabilir?
Üçüncü kitaba kadar okuyucuyu o macera içinde yoruyor. Ve son kitapta her şey neredeyse başladığı noktaya varıyor. 
Etkileyici.
Sürprizi çok bozmak istemediğim için daha çok  detay vermiyorum ama tür sevenler için rahatça okunabileceğinden eminim. Bence edinebilirsiniz.

Şimdi gelelim asıl önemli kısma.
Başka bir seri daha bitirdim. Bunun film projesi sanırım 2016'ya sarkabilir. Şu an film haklarıyla ilgili yapım şirketleri görüşüyorlarmış. 
Hemen hemen tüm distopyaları takip etmeye çalışan biri olarak, son zamanlarda okuduklarımın en iyisi diyebilirim.
Teri Terry'nin 3lemesi
2054-Çıkış Yok
2055-Büyük Hesaplaşma
2056-İsyan
Yazar hakkında fazla bilgi edinemedim ancak bildiğim kadarıyla Fransa menşeli. Bir  çok ayrı mesleki alanda çalışma yapıp sonunda yazarlıkta karar kılmışa benziyor. Ne de iyi yapmış. Ayrıca yazım süreciyle ilgili ikinci kitabın sonunda bir roportaj bulmanız da mümkün. Kendi websitesinden de daha detaylı bilgi. 
Kitaplara gelirsek, Kyla baş karakterimiz. Ve geleceğin dünyasında suçu önleme yöntemleri değişmiş. 16 yaşını geçmemiş tüm suçlular hafızaları silinerek yeniden programlandırılıyorlar ve levo takmaya mecburlar. Levo onların tüm duygularını ve dürtülerini belli bir sınırda tutmaya yarayan bir saat, bir bileklik. Levo, insanın genel olarak hep mutluğun sınırında kalması gerektiğini söylüyor. Böylelikle insanı şiddete iten bütün her şeyden uzak kalmanın bir yolu. Tabii bir de idam edilmemenin. Kyla yeni ailesine teslim ediliyor. DAha önce hastanede ona programlama boyunca öğrettikleri gibi, onlara anne baba ve abla diyecek. Kendiyle ilgili tek bildiği şey bu. 
En azından belli bir yere kadar öyle sanıyorsunuz. Sonra bir terslik ortaya çıkıyor tabii. Kyla koşmayı çok seviyor ama aynı zamanda ona gerçekmiş gibi gelen her gece yüzleşmek zorunda kaldığı kabusları var. Birileriyle konuşuyor, birilerinden kaçıyor. Ama uydurma olamayacak kadar gerçek. Toplumun katı kuralları karşısında kimseye güvenmemenin başka bir boyutunda Kyla. Kim iyi veya kim  düşman kesinlikle belli değil. Ancak sınırların bu kadar net ve kati olduğu bir dünyada ayakta kalabilmesi için uyum göstermek zorunda olduğunun farkında. Çünkü ne de olsa ona artık ikinci bir şans sağlanmış. Programlanmış olmanın en 'güzel' yanı. O artık eskiden yaptığı suçla yüzleşmek zorunda değil. Ve bunun karşılığında her şeye tekrardan başlayabilir. Bu yalnızca suç işleyenlere has bir uygulama..
Veya gerçekten öyle mi? Kyla geçmişte ne yaptığını bilmiyor ama yapamayacağı şeyler var gibi duruyor. Kyla bir sağlak. Ancak elini ilk kestiği gün sol eliyle dahi iyi resim yapabildiğini görüyor. Ve sonra onu güvende tutmak zorunda olan yeni babası. Ve her hafta hesap vermek zorunda olduğu sorumlu öğretmeni. Ve Ben. Onunla toplantıda tanışıyor. Hayatı boyunca güvenebileceği tek adam gibi görünen Ben.
Ve sonra ikinci kitap, hafızanın kapılarını ufak ufak açmaya başlıyor. Birlikte kaldığı ailesinin kim olduğu ortaya çıkmaya başlamış, geçmişte bazı şeylerde terslik olma ihtimalleri artmış. Kimin suçlu kimin masum olduğuna kim karar veriyor? Her şey bir karmaşa ama hepsi sizi son kitaba götürüyor. Maceranın sonuna. İsyana.
Bir gözetleme toplumunun nihai sonu, büyük birader mi dersiniz, siz bilirsiniz, tep tipleştirmenin öteki yüzü ve tipsizleştirmenin. Sistem bir şeyi koruyor. Güç. İktidar. Foucault yanılsaması mı? Hayır bence gerçek. İktidar ve güç ilişkisi karşısında adalet zedeleniyor. Bilgi küçülüyor. 

Çok iyi kurgulanmış bir distopik üçleme olduğunu düşünüyorum. Ve tekrardan zaten hali hazırda diğerlerini okumuş olduğunuzu farz ederek bunları öneriyorum. 

Dip not: Son bir yılda her kitabı (yaklaşık 20) yarım bıraktıktan sonra, iki haftada 6 kitabı bitirmiş olmanın verdiği gazla devam ediyorum. Üşenmeyin birşeyler okuyun, ekrandan değil ama. 

20 Ekim 2013 Pazar

2054 : Çıkış Yok - Teri Terry

İsterse çamurdan olsun distopyalar iyidir mi dersiniz?
O zaman okuyun. Hiç gecikmeyin.

Altın kitaplardan çıkmış olan 2054 Çıkış Yok (Slated) Teri Terry'nin üçlemesinin ilk kitabı.

İkinci kitabı Fractured Nisan 2013'te basılmış ancak henüz Türkçe çevirisi yok.

Üçüncü kitap olan Shattered ise 2014 Mart'ta çıkacak.

Teri Terry ile ilgili kısa bilgiyi siteden bulabilirsiniz,

http://teriterry.jimdo.com/about-me/


Neyse sene 2054 ve hafızası olmayan Kyla, bir hastane odasında uyanıyor. Aklınıza 28 gün sonra falan gelmesin. Ondan daha karmaşık durumlar bekleyecek sizi.

Ve bir programlanmış olduğunu satır arasında öğrendiğiniz Kyla -ki henüz programlanmanın, hafıza silme hatta tüm geçmişi silme, bireyleri birer bebeğe çevirme işlemi olduğunu bilmiyorsunuz - yeni ailesine teslim edilmek üzere. Durmadan kabuslarla programı aksattığını öğrendimiğimiz karakterimizin ayrıca sorularla ve telaşlarla bir sorunu olduğunu hissediyorsunuz. Ve kolunda tüm programlanmışlara ait levo'su. Duygularını tamamen kontrol altında tutmak için takılmış bir levo. Çünkü bu programlanmışların hepsinin aslında birer suçlu, toplumun geleceği için tehlikelilerden oluştuğunu öğreniyorsunuz. Bu programlama ve levolar, onların hayattaki ikinci şansları. Topluma kazandırmanın bir yolu. Yoksa müebbet veya idam ile sonlanacak bir hayat. O yüzden bu insanların kollarına taktıkları bu levolarla, üzüntü, öfke, korku, kaygı gibi duyguları özellikle öfke gibi  duyguları kontrol altında tutuluyor. levo'nun derecesi düştükçe, programlanmış kişinin hayatı riske girmeye başlıyor, en düşük seviyede ölme ihtimali bile var. levo'yu çıkarmaya çalışması onu öldürebilir. elinin altında her zaman hazırda bir mutluluk sıvısı yok. bildiğimiz klasik anlamda çikolata bile yiyorlar. yani hep mutlu olmanın bir yolunu bulmak zorunda. Ancak Kyla da bir terslik var. Bunu hep hissediyorsunuz. Bir şeyler olması gerektiği gibi değil gibi. Programda işlemeyen birşey var gibi. Bu da işin sürprizi.
Yeni okulu, yeni arkadaşları ve yeni ailesi yepyeni bir mahallede hatta dünya onu bekliyor.
Ayrıca herkesin kendince bir de sırrı var.

Bir göz atın isterseniz.

Tüm distopik romanları okumak gibi bir sorumluluğum varmış gibi hissetmiyorum ama gerçek manada hepsini çok seviyorum. Distopyaların en önemli özelliklerinden bir tanesi atmosfer tabii ki. En son olan örneklerinden Açlık Oyunlarında, insanların birbirleriyle ilişkilerini, fakirliği, muhtaciyet duygusunu, kontrol mekanizmasını vs. çok sert bir şekilde hissetmiştik hatırlarsınız.

Ancak tüm distopyalar bu olumsuz atmosferi bu şekilde şaşalı vermek zorunda değil. Beni Asla Bırakma'da (Never Let Me Go) olduğu gibi, bu distopik gelecek tasarımı son derece 'romantik' bir biçimde de önününüze serilebilir. Toplum bütününde ve havasında o gelecek sizin beklediğiniz rolleri karşılamayabilir ancak insan ilişkilerinin temelde öyle bir sarsılmış olduğunu keşfedersiniz ki, doğru orantıda sarsıcı olur sizin için.

Hali hazırda diğerlerini okuduğunuzu varsayıyoyurum.

Yola buradan devam edebilirsiniz.

Küçük bir bilgi paylaşımı,

Cesur Yen Dünya'nın Jack'ini oynamak için Leonardo DiCaprio kolları sıvamış bile, bilgilerinize..